Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Ebola’nın yeni bir varyantının hızla yayılması sebebiyle küresel acil durum ilan etti. Salgın şu ana kadar birçok ölümle sonuçlandı ve bu durum, uluslararası sağlık otoritelerini alarma geçirdi. DSÖ, bu durumu “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak tanımladı; bu, sağlık alanındaki en yüksek alarm seviyesini temsil ediyor. Benzer alarm seviyeleri daha önce Kovid-19, maymun çiçeği ve çocuk felci gibi salgınlar için de uygulanmıştı.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin kuzeydoğusunda başlayan ve komşu ülke Uganda’ya sıçrayan Ebola salgını, diğer ülkelere de yayılma riski taşıyor. Özellikle, bu yeni salgına neden olan nadir Bundibugyo varyantı, tedavi ve aşı imkânları açısından ciddi zorluklar yaratıyor. Mevcut durumda, bu varyanta karşı onaylanmış bir aşı veya antikor tedavisi bulunmamaktadır.
DSÖ, 17 Mayıs itibarıyla bu Ebola salgınını uluslararası bir halk sağlığı acil durumu olarak ilan etti. Enfeksiyon sonrası ölüm oranı yüzde 90’a kadar çıkabilen bu hastalık, dünya genelinde hükümetler tarafından ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendiriliyor. Afrika’daki çatışmalar ve yetersiz altyapı, sağlık ekiplerinin müdahale etmesini zorlaştırıyor.
Bundibugyo varyantının bilim dünyasında büyük bir gizem teşkil ettiğini belirten uzmanlar, bu türün ilk olarak 2007 yılında Uganda’da ve ardından 2012 yılında Kongo’da tespit edildiğini ifade ediyor. Geliştirilen Ebola aşıları ve antikor tedavileri ise çoğunlukla daha yaygın Zaire varyantına yönelikti. Batı Afrika’daki büyük Ebola salgını sonrası yapılan yatırımlar bu varyanta odaklanmıştı, bu da Bundibugyo varyantı ile mücadelede doktorların elini zayıflatıyor.
Sağlık ekipleri, salgının merkez üssü olan Ituri bölgesine ulaşmakta zorlanıyor. Kinşasa’dan 1.700 kilometre uzakta bulunan bu bölgede yolların durumu kötü ve sağlık altyapısı yetersiz. Salgının merkez üssü, on binlerce işçinin bulunduğu Mongbwalu altın madenciliği bölgesi olarak biliniyor. Virüs, 700 bin nüfuslu eyalet başkenti Bunia’ya ulaşmış durumda ve burada 200’den fazla şüpheli vaka ve 65 ölüm rapor edildi. Uganda ve Güney Sudan sınırlarına yakınlık, virüsün yayılma riskini önemli ölçüde artırıyor.
Ebola virüsü, esasen Sahra Altı Afrika’da bulunan bir virüs ailesine aittir. Bilim insanları, virüsün insanlara enfekte hayvanlarla, özellikle şempanze, goril ve yarasa gibi türlerle temas yoluyla geçtiğini belirtmektedir. İnsanlar arasında hava yoluyla bulaşmadığı için Kovid-19 kadar kolay yayılmıyor. Bulaşma, yalnızca enfekte kişilerin vücut sıvılarına doğrudan temasla gerçekleşiyor, bu da aile bireyleri ve sağlık çalışanlarını en yüksek risk grubuna sokuyor. Özellikle ağır hastalar ve hayatını kaybedenler, virüsün yayılmasında kritik bir rol oynamaktadır. DSÖ, risk altındaki tüm komşu devletlerin sınır taramalarını ve laboratuvar testlerini acilen artırmaları gerektiğini vurguladı.
