Vegan beslenme dünyanın su kaynaklarını kurtarabilir mi?

Dünyadaki suyun sadece %2,5’i tatlı sudur. Ancak, neredeyse tamamı buzda veya yerde kilitlidir. Genel olarak sadece küçük bir kısım insan kullanımı için mevcuttur ve dünyadaki su miktarı her zaman aynıdır. Birçok şekilde dönüşerek tekrar kullanımımıza gelen su dünyada hep var olan sabit miktarlı bir kaynak olsa da ihtiyacımızdan fazla kullandığımız her an suyu ve hayat koşullarımızı olumsuz yönde etkiliyor oluruz. Çünkü dünyanın yeraltı akiferleri hızla tükeniyor ve akiferlerin dolması binlerce yıl sürebiliyor. Dolayısıyla unutmayalım ki, sonsuz bir su kaynağına sahip değiliz. 

Şu anda dünyadaki suyun %90’ı gıda yetiştiriciliği için kullanılıyor. Yediğimiz yiyeceklerde bulunan su tasarruf etmeye çalıştığımız ev içi kullanımdaki suyumuzdan çok daha fazla kaynak tüketiyor. Önemli sebeplerinden biri endüstriyelleşmiş et üretimi. 

Et temelli beslenme vs bitki temelli beslenme

Temel olarak et temelli bir beslenme bitki temelli bir beslenmeden yaklaşık 2 kat daha fazla su tüketimine sebep olur. National Geographic’e göre “Ortalama olarak, bir vegan, yani et veya süt ürünleri yemeyen bir kişi, dolaylı olarak, ortalama Amerikan diyetini yiyen bir kişiden günde yaklaşık 3.000 litre daha az su tüketiyor.” 2014’te yapılan bir araştırma “insan diyetindeki hayvansal ürünlerin azaltılmasının, şu anda dünya çapında 1,8 milyar ek insanı beslemek için gerekli olan miktara kadar, su kaynaklarından tasarruf etme potansiyeli sunduğunu” ortaya koyuyor.  Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü’ne göre “Büyük ölçüde ete dayalı olan Batılı diyetler zaten çevre üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Et yiyenler günde yaklaşık 5.000 litre su tüketiyor. Gelişmekte olan ülkelerde vejetaryen diyetlerde insanlar tarafından kullanılan miktar ise 2.000 litre.” 

Peki et tüketimi ile su tüketiminin bağlantısı tam olarak nasıl açıklanıyor?
Hayvan tarımı suyu aşırı kullanır ve kirletir. Yem yetiştirmek için kullanılan gübrenin yanı sıra büyük miktarlarda sıvı ve katı hayvan atıklarından gelen akıntılar suyumuza karışır. Greenpeace’e göre “hayvancılık dünya genelinde akarsuların, nehirlerin ve kıyı sularının azot ve fosfor kirliliğine en önemli katkıda bulunan tarım türüdür.” Örneğin dünyanın tavuk devi tek başına bir petrol şirketinin tükettiğinden çok daha fazla su tüketiyor.

Mezbahalar akıllara durgunluk verecek miktarda değerli su kullanıyor ve kirletiyor. Dünyadan bir örnek vermek gerekirse, Illinois’deki tek bir mezbaha , ABD’deki su yollarının en büyük nitrojen kirleticisi olarak raporlanıyor ve her gün 20.000 domuzu öldürmek için 7,5 milyon litreden fazla atık su üretiyor. İlgili rapor, atık sularını doğrudan akarsulara ve nehirlere boşaltan büyük ABD et işleme tesislerinin dörtte üçünün son iki yılda kirlilik kontrol izinlerini ihlal ettiğini ve bazılarının küçük şehirler kadar nitrojen kirliliğini boşalttığını ve çok az yaptırımla karşı karşıya kaldığını veya hiç yaptırımla karşılaşmadığını ortaya koyuyor.

Hayvan tarımı eski akiferleri kurutuyor
Akiferler, birçoğu son buzullaşma zamanından kalma antik “fosil su” içeren yeraltı suyunun çıkarılabildiği yeraltı kaynaklarıdır. Yıllık kullanım miktarı, doğanın yeniden yükleyebileceği miktarı çok aşıyor. Buna sebep olan şey ise yonca ve diğer hayvancılık yem bitkileri yetiştirmek için akiferlerin boşaltılması. Tahıl ve mısır yemi de bu senaryoya dahil ve bu tüketimi durdurmak için mısır ve sığır üretiminde derhal bir azatmaya gitmemiz gerektiği bilim adamları ve araştırmacılar tarafından her daim hatırlatılıyor.

Tüm bunların yanında bitkilerin birincil tüketimi, su dahil olmak üzere, bitkilerin hayvanlar yoluyla ikincil tüketiminden çok daha az kaynak gerektiriyor. Tahıl yerine otla beslenen hayvanlar su tüketimine olumlu katkı sağlar mı diye sorabiliriz; yine yapılan araştırmalarda en iyi otla beslenen hayvan etinin bitki temelli bir diyettekinden daha az su tüketemeyeceği mutlak bir şekilde belirtiliyor

Gelecekteki diyetlerin neye benzemesi gerekecek?
Su bilimciler, felakete yol açan gıda ve su kıtlığından kaçınmak için 2050 yılına kadar kalorilerimizin %95’inin bitki bazlı gıdalardan elde edilmesi gerektiğini söylüyor ve sadece %5’lik hayvansal gıdaların bile küresel olarak sürdürülmesinin zor olacağını belirtiyor. Kaliteli proteini nereden alacağız endişesi mutlaka doğuyor fakat bu konuda belli yiyeceklerin çeşitli pişirme ve menüleme yöntemiyle aynı kalitede proteini karşılayacağı söyleniyor. Hatta uygun bir bakliyat tüketimi planlamasıyla şimdikinden daha sağlıklı seviyelere ulaşabiliriz. Et yemenin faydalarının yanında vücudu yavaşlatma, erken yaşlandırma, kalitesiz yağ oranını artırma gibi birçok olumsuz etkiye sahip olduğu da son yıllarda oldukça çok konuşuluyor. Bu endişeyi büyütmek için henüz erken ve bitki temelli beslenmeyi denemeden de karar vermek pek doğru görünmüyor.

 

“Su” adına birkaç not

“Bir kalori et, bir kalori gıda mahsulü üretmek için 10 kat daha fazla su gerektirir. Dünyanın büyüyen orta sınıfları daha fazla et yerken, dünyanın su kaynakları tehlikeli bir şekilde sıkışacak.”  Esas olarak hayvansal tarım tarafından yönlendirilen ormansızlaşma , kuraklıkları daha da kötüleştiriyor. Yine büyük ölçüde hayvansal tarımdan kaynaklanan iklim değişikliği , kuraklıkla ilişkili çeşitli faktörleri de etkiliyor. ve kuraklık orman yangınlarını şiddetlendiriyor.

1996’da bir sonraki dünya savaşının “su savaşı” olacağını öngören dönemin Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Dr. İsmail Serageldin, kulağımıza küpe olması gereken bir gerçeği bugünden 10 yıllar önce belirtmişti. O günden bugüne belki dinlemedik fakat günümüz bize bir şey yapmazsak felakete doğru hep birlikte yürüyeceğimizi her an hatırlatmaya devam edelim.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir