Pınar Kür: Yaşadığı hayata itirazı olmayan, edebiyatçı olamaz

Pınar Kür: Yaşadığı hayata itirazı olmayan, edebiyatçı olamaz

Pınar Kür, eserlerini ve çalışma biçimini anlatırken çocukluğunda yaşadığı yabancılık hissinin eserlerine nasıl yansıdığına da değiniyor. Usta edebiyatçı, “Yazar dediğin hep yarının ve geçmişin hayallerini kuran kişi değil midir? İçinde bulunduğu dünyayı kendine göre değiştirmeye çalışmaz mı?” diye soruyor ve ekliyor: “Yaşadığı hayata itirazı olmayan biri edebiyatçı olamaz.” Hikayelerinin ortaya çıkmasının bazen aylar bazense uzun yıllar sürebildiğini söyleyen Pınar Kür, her kitabının kurgusu için ayrı bir defter tuttuğunu ifade ediyor. Kür yazma sürecini “Bu sürecin uzunluğu hiç belli olmuyor ama, süreçte çok acı çektiğim,kıvrandığım bir gerçek” diye anlatıyor. Pınar Kür: Yaşadığı hayata itirazı olmayan, edebiyatçı olamaz #1 Erdal Öz’le… Kadının özgürlüğü ve cinselliği adına tabuları yıkan usta kalem, 1970’li yıllarla bugünleri kıyasladığında 50 yıla yakın zaman geçtiğini ve Türkiye’nin 150 yıl geriye gittiğini dile getiriyor: “Hangi tabular yıkıldıysa, daha beterleri yükseldi.” Pınar Kür: Yaşadığı hayata itirazı olmayan, edebiyatçı olamaz #2
“Mutluyken yazmadığım doğrudur. Neden kapanıp yazı yazayım? Gezerim, tozarım, aşk yaşarım, yolculuk yaparım. Kısacası hayatın tadını çıkarırım,” diyen Pınar Kür, tadını çıkardığı mutluluğun cezasını ise çekmeye mahkûm olduğuna inanıyor ve devam ediyor: “İşte o cezayı da masa başında kalemini dişleyerek çekersin.” Pınar Kür: Yaşadığı hayata itirazı olmayan, edebiyatçı olamaz #3
Öyküyü bir oturuşta okumak gerektiğini ifade eden usta yazar, “Ancak aşk mektubudışında hiçbir yazı bir oturuşta tamamlanmaz. Hele de öykü gibi kırıldı kırılacak anakuzusu bir tür… Bir öykü içimde doğduğunda, gözlerimi kapar ve son cümlesini bulmaya çalışırım. Ve son cümleyi kurmadan ilk cümleyi kurmam. O arada öykü kendisini yazar,ben yazım hatalarını sonradan düzeltirim” dedi. İletişim için: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.